top of page
wt2_edited.jpg
argan_edited.jpg
bigsam_edited.jpg
uğuralp_edited_edited.jpg

Ruh ve Fikir Dünyamız

Открытая·4 пользователя

İslam Hukuk Literatüründe Dârulislâm ve Dârulharbın Sınırları

Dârulislamın dârulharbe dönüşmesi üzerinde en fazla görüş beyan edenler, Hanefîlerdir.

Bu hususta Ebû Hanîfe (ö. 150/767) ile İmam Yusuf (ö. 183/798) ve Muhammed (ö. 189/805) arasında ihtilaf vardır. İmam Ebû Hanîfe (ö. 150/767)’ye göre, Müslümanların hâkimiyetinden çıkan bir yerin dârulharbe dönüşmesi için şu üç şartın gerçekleşmesi gerekir.

a. İstilâ edilen yer de İslâm dışı hükümlerin uygulamaya konulması.

b. İstilâ edilen yerde ilk emanları üzere bulunan hiçbir Müslüman ve ya zimmînin kalmaması. Buradaki ilk eman’dan maksat, düşman o yeri istilâ etmeden önce dârulislâmda Müslümanların verdiği can ve mal güvenliğine dayalı olarak yaşamını sürdüren bir Müslüman veya bir zimmînin kalmamasıdır.

c. İstilâ edilen yerin bir dârulharbe bitişik olması. Yani istilâ edilen yer, her tarafı Müslümanlara ait topraklarla çevrili bir bölge olmamalıdır.


Ebû Hanîfe (ö. 150/767)’nin delili şudur: bir ülkeye dârulislâm veya dârulharb denilmesi, oradaki emniyet ve hâkimiyetin kimin elinde olduğuna bağlıdır. Ülkede emniyet ve hâkimiyet Müslümanların elinde ise orası dârulislâm, aksi takdirde…


14 просмотров

VEYSEL KARANİ (R.A)


VEYSEL KARANİ (ö. 37/657)

Tâbiinin kıblesi, kırk erenlerin rehberi, gizli güneş, Rahman'ın nefesi ve Yemen'in parlak yıldızı Veysel Karani (r.a.). Peygamber (s.a.v), “Veysel Karani sahabeye güzel bir şekilde tabi olanların en hayırlısıdır” buyurmuştur. Bir insan ki, onu Alemlere Rahmet Olanın Kendisi över, onu övmek benim dilim için nasıl doğru olur? Kâinatın Efendisi zaman zaman yüzünü Yemen tarafına çevirir ve, “Rahman'ın nefesini Yemen yönünde buluyorum” derdi. Peygamberler Efendisi demiştir ki, “Ya- rın'kıyamet olunca Hak Teâlâ Veysel şeklinde yetmişbin melek yaratır. Ta ki Veysel bunların arasına karışarak arasata gelsin ve cennete gitsin. Böylece Allah'ın diledik- leri dışında hangisinin Veysel olduğunu hiçbir mahluk bilmesin. Zira o dünya yurdunda bilinmez ve tanınmaz bir kubbenin altında Hakka ibadet edip kendini halk- tan uzak tuttuğundan ahirette de yabancıların gözünden saklı kalması gerekmişti. Çünkü kutsal bir hadiste, “Velilerim kubbelerimin altındadır, onları benden başkası tanımaz' buyrulmuştur.” Peygambere nispet edilen bir hadiste zikredilmiştir ki, Peygamberler Efendisi (s.a.v.) birilerini arıyormuş…


11 просмотров

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu (Rah.a)

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu (Rah.a)
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu (Rah.a)
Salih Mirzabeyoğlu "Adalet Mutlak'a" Konferansı / 1. Bölüm

Salih Mirzabeyoğlu; şair ve mütefekkir!.. Necip Fazıl’dan devraldığı “Büyük Doğu” fikir sistemini, “İbda” keyfiyetiyle yaşatan “genç adam”... Üstad, onun âleminde, varlık ve fikir dünyasına açılan “ana pencere”...

Salih Mirzabeyoğlu'nun soyu, Mutki Aşireti Reisi Hacı Musa Bey, onun oğlu İzzet Bey, onun oğlu Hacı Muammer Bey, onun oğlu Salih Mirzabeyoğlu… Büyük sahabî «Seyf-ül İslâm-İslâmın kılıcı» lâkablı Halid bin Velid Hazretlerine kadar bir secere gidiyor.

Salih Mirzabeyoğlu babasını ise şöyle anlatıyor: “Muhammed Şerif… Babamın ismi böyle koyuluyor… Hikâyesi şu: Said-i Nursi Hazretlerinin kucağında, onun okuduğu ezan ve kulağına bu ismi seslenmesinden, yani ismi konulduktan sonra, iş nüfus memuru safhasına geldiğinde, o zamanın şartları icabı nüfus memuru bu ismin verilemeyeceğini, yasak olduğunu söylüyor ve Muhammed ismini “Muammer” olarak değiştiriyor… “Kafakağıdı”nda: Muammer Şerif… Künyesi “Salih Bin Muhammed” olan ben de kaderin bir cilvesi olarak bundan payımı alıyorum: Salih Bin Muammer Şerif.”


“Babaannem, rahmetli Hanife Süphandağı… (…) Rahmetli Babaannemin annesi, Hazret-i Ebu Bekir soyundan…Ve Babaannemin süt…


10 просмотров

Gençliğe Hitabe!

Necip Fazıl Kısakürek'in kendi sesinden Gençliğe Hitabe'si ve hitabenin tam metni...

Gençliğe Hitabe, Necip Fazıl Kısakürek

"Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...


"Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik...


Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk ikibuçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını Allah'ın, Kur'ân'ında "belhüm adal" dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, Türk'ü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören... Bu devreleri, yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önündedimdik bekleyen bir gençlik...


Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hale getirecek bir nida kopararak "Mukaddes emaneti ne yaptınız?" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...


13 просмотров

Участники

aylik-baran-51-sayi-cikti.PNG
kokler_kitap_logo_edited_edited.jpg
IMG-20260508-WA0006_edited.jpg
arganim
Bigsam
Uğuralp
mavihat turizm
baran dergisi
WTEO
kökler kitap
wteotr
bottom of page