top of page
wt2_edited.jpg
argan_edited.jpg
bigsam_edited.jpg
uğuralp_edited.jpg

Ruh ve Fikir Dünyamız

Public·4 members

EBÛ BEKR-İ ŞİBLÎ (Kuddise sırruhu)

EBÛ BEKR-İ ŞİBLÎ

Büyük evliyâdan. Adı Ca’fer bin Yunus olup, künyesi Ebû Bekr’dir. 247 (m. 861) senesinde Samarra’da doğdu. Bağdâd’a gelip, buraya yerleşti. Cüneyd-i Bağdadînin talebesidir. Ayni zamanda Mâlikî mezhebinin fıkıh âlimlerinden olup, İmâm-ı Mâlik’in Muvatta’sını ezbere bilirdi. Zamanının bir tanesi olan Ebû Bekr-i Şiblî 334 (m. 945) senesinin Zilhicce ayında vefât etti.


Ebû Bekr-i Şiblî, takvâ sâhiblerinin tacı, birçok riyâzetleri ve kerâmetleri ile evliyânın reîsi, akıl âleminin meş’alesi idi. Pekçok âlimden hadîs-i şerîf dinlemiş ve nakletmiştir. Öğrenmek husûsundaki şiddetli arzusu dinmek ve tükenmek bilmezdi. Ebû Bekr-i Şiblî’den, Ebü’l-Fadl Abdülvâhid Temîmî, Ali Acemi, Ebû Hasen-i Hudrî, Ebü’l-Hasen Meşnî, Ebû Zer Râzi, Ya’kûb Seyyid, Ebû Sehl Muhammed bin Süleymân ve birçok âlim ders almış ve ilim öğrenmiştir.


Ebû Bekr-i Şiblî hazretlerini Cüneyd-i Bağdadî ( radıyallahü anh ) çok sever, ziyade önem verirdi. Onun için: “Her kavmin bir tacı vardır. Bu kavmin tacı da Şiblî’dir. Ebû Bekr-i Şiblî’ye, birbirinize baktığınız gözle bakmayın.…


10 Views

İslam Hukuk Literatüründe Dârulislâm ve Dârulharbın Sınırları

Dârulislamın dârulharbe dönüşmesi üzerinde en fazla görüş beyan edenler, Hanefîlerdir.

Bu hususta Ebû Hanîfe (ö. 150/767) ile İmam Yusuf (ö. 183/798) ve Muhammed (ö. 189/805) arasında ihtilaf vardır. İmam Ebû Hanîfe (ö. 150/767)’ye göre, Müslümanların hâkimiyetinden çıkan bir yerin dârulharbe dönüşmesi için şu üç şartın gerçekleşmesi gerekir.

a. İstilâ edilen yer de İslâm dışı hükümlerin uygulamaya konulması.

b. İstilâ edilen yerde ilk emanları üzere bulunan hiçbir Müslüman ve ya zimmînin kalmaması. Buradaki ilk eman’dan maksat, düşman o yeri istilâ etmeden önce dârulislâmda Müslümanların verdiği can ve mal güvenliğine dayalı olarak yaşamını sürdüren bir Müslüman veya bir zimmînin kalmamasıdır.

c. İstilâ edilen yerin bir dârulharbe bitişik olması. Yani istilâ edilen yer, her tarafı Müslümanlara ait topraklarla çevrili bir bölge olmamalıdır.


Ebû Hanîfe (ö. 150/767)’nin delili şudur: bir ülkeye dârulislâm veya dârulharb denilmesi, oradaki emniyet ve hâkimiyetin kimin elinde olduğuna bağlıdır. Ülkede emniyet ve hâkimiyet Müslümanların elinde ise orası dârulislâm, aksi takdirde…


21 Views

VEYSEL KARANİ (R.A)


VEYSEL KARANİ (ö. 37/657)

Tâbiinin kıblesi, kırk erenlerin rehberi, gizli güneş, Rahman'ın nefesi ve Yemen'in parlak yıldızı Veysel Karani (r.a.). Peygamber (s.a.v), “Veysel Karani sahabeye güzel bir şekilde tabi olanların en hayırlısıdır” buyurmuştur. Bir insan ki, onu Alemlere Rahmet Olanın Kendisi över, onu övmek benim dilim için nasıl doğru olur? Kâinatın Efendisi zaman zaman yüzünü Yemen tarafına çevirir ve, “Rahman'ın nefesini Yemen yönünde buluyorum” derdi. Peygamberler Efendisi demiştir ki, “Ya- rın'kıyamet olunca Hak Teâlâ Veysel şeklinde yetmişbin melek yaratır. Ta ki Veysel bunların arasına karışarak arasata gelsin ve cennete gitsin. Böylece Allah'ın diledik- leri dışında hangisinin Veysel olduğunu hiçbir mahluk bilmesin. Zira o dünya yurdunda bilinmez ve tanınmaz bir kubbenin altında Hakka ibadet edip kendini halk- tan uzak tuttuğundan ahirette de yabancıların gözünden saklı kalması gerekmişti. Çünkü kutsal bir hadiste, “Velilerim kubbelerimin altındadır, onları benden başkası tanımaz' buyrulmuştur.” Peygambere nispet edilen bir hadiste zikredilmiştir ki, Peygamberler Efendisi (s.a.v.) birilerini arıyormuş…


14 Views

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu (Rah.a)

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu (Rah.a)
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu (Rah.a)
Salih Mirzabeyoğlu "Adalet Mutlak'a" Konferansı / 1. Bölüm

Salih Mirzabeyoğlu; şair ve mütefekkir!.. Necip Fazıl’dan devraldığı “Büyük Doğu” fikir sistemini, “İbda” keyfiyetiyle yaşatan “genç adam”... Üstad, onun âleminde, varlık ve fikir dünyasına açılan “ana pencere”...

Salih Mirzabeyoğlu'nun soyu, Mutki Aşireti Reisi Hacı Musa Bey, onun oğlu İzzet Bey, onun oğlu Hacı Muammer Bey, onun oğlu Salih Mirzabeyoğlu… Büyük sahabî «Seyf-ül İslâm-İslâmın kılıcı» lâkablı Halid bin Velid Hazretlerine kadar bir secere gidiyor.

Salih Mirzabeyoğlu babasını ise şöyle anlatıyor: “Muhammed Şerif… Babamın ismi böyle koyuluyor… Hikâyesi şu: Said-i Nursi Hazretlerinin kucağında, onun okuduğu ezan ve kulağına bu ismi seslenmesinden, yani ismi konulduktan sonra, iş nüfus memuru safhasına geldiğinde, o zamanın şartları icabı nüfus memuru bu ismin verilemeyeceğini, yasak olduğunu söylüyor ve Muhammed ismini “Muammer” olarak değiştiriyor… “Kafakağıdı”nda: Muammer Şerif… Künyesi “Salih Bin Muhammed” olan ben de kaderin bir cilvesi olarak bundan payımı alıyorum: Salih Bin Muammer Şerif.”


“Babaannem, rahmetli Hanife Süphandağı… (…) Rahmetli Babaannemin annesi, Hazret-i Ebu Bekir soyundan…Ve Babaannemin süt…


11 Views

Members

aylik-baran-51-sayi-cikti.PNG
kokler_kitap_logo_edited_edited.jpg
uğuralp_edited.jpg
argan_edited.jpg
bigsam_edited.jpg
uğuralp_edited.jpg
uğuralp_edited.jpg
barantem.webp
wt2_edited.jpg
kokler_kitap_logo_edited_edited.jpg
4d3e8e0e-99c3-43cd-b802-7ee87d269214.avif
uğuralp_edited.jpg
köycezade
bottom of page